KORKMAYIN BEN ÖCÜ DEĞİLİM..........
CAN TAŞKIN

KORKMAYIN BEN ÖCÜ DEĞİLİM..........

Sırtında taşıdığı çantadan mı yoksa kılık kıyafetinden mi bilmiyorum, yoksa çevreye daha farklı baktığından mı sokakta gezen gazeteci 300 metreden kendini belli eder. Gerçi ilçe ufak olunca tanıyan çok oluyor ama her haberide biz yapmıyoruz……. Vatandaş da iyi bilir; görür görmez ‘Evladım gazeteci misin?’ deyiverir. ‘Evet’ cevabının ardından gelen istekler de genelde birbirine benzer: ‘Şunu da yazın, bunu da yazın’ veya ‘Aman fotoğrafımı çekmeyin…’

Bir gazeteciye rastladığında vatandaşın ‘öcü’ görmüş gibi davranmasının arkasındaki nedeni düşündüm hep. Kısa olarak bunun nedeni; halkın medyaya olan güvensizliği şeklinde açıklanabilir elbette. Ama daha derinde ne var? Vatandaşın gazeteciyle olan derdi nedir?

Bir köşe yazarını, televizyon programcısını gördüğünde sarılıp öpmekten geri durmayan yurdum insanı, görevi haber yapmak-fotoğraf çekmek olan muhabiri yada ilçemizde bir şeyler yapmak isteyen haber sitesi sahibini neden tersler? Yada Facebookda her yapılan haberi o yapmış gibi neden yorum atar ? (pürmüzle kılları ütülüyoruz can diye  )

Bana sorarsanız, yayın kuruluşlarındaki hiyerarşinin en alt basamağında duran muhabirlere gösterilen bu tür tepkilerin arkasında, haber konularının doğru biçimde yayınlanmaması yatıyor.

Evet, vatandaş kızmakta haklı…

Haberler, olduğundan farklı, abartılı, yanlı, yönlendirilmiş, yanlış anlaşılmış, kasıtlı olarak değiştirilmiş biçimlerde sunuluyor vatandaşın önüne.

Peki, kim yapıyor bunu?

Bu soruya 8-10 yıl öncesine kadar, haberdeki ‘bilinçli’ değiştirmelerin arkasında gazete ve televizyonların ‘yazı işleri’ var derdim.

Bugün geldiğimiz noktada ‘sorun’un ve ‘soru’nun değişmeden önümüzde durduğunu görüyoruz. Ama artık yanıt farklı… Bir zamanlar bürolardan gelen haberleri evirip çevirmekle hayli zaman kaybeden yazı işleri, artık rahat. Haberi olduğu biçimden farklı hazırlama işi artık muhabirlerin.

Özellikle taşrada çalışan muhabirler, merkezlerine gönderdikleri haberler için ciddi biçimde ‘Acaba girer mi?’ endişesini taşıyor.

Türkiye medyasında bir İstanbul tekeli olduğu gerçeği göz önüne alındığında, taşradan gelen haberin hangi şartlarda yayına alındığını tahmin etmek zor olmasa gerek. Bilenler için acı bir gerçektir; ‘Haber, yalın haliyle asla değer taşımaz’. İşin mutfağındaki muhabire düşen, habere bolca baharat eklemektir artık…

Eskiden yazdığımız haberler magazinleştirilir, eksiltilir, artırılırdı. Haber kaynaklarıyla muhabiri zor durumda bırakan bu işi şimdi muhabirler kendileri yapıyor.

Medya kuruluşları arasında ciddi bir rekabet var. Hatta aynı kuruluşta çalışan muhabirler arasında rekabet var. Bölge ekleri para etmiyor. ‘Ulusala girecek haber’ yapmak lazım.

Peki ya o nitelikte haber yoksa?

Öyleyse yaratırız!

Cinayet mi var; arkasındaki aşka bak… Trafik kazası mı; bayan ise güzel bir fotoğrafını bul, ailesini araştır dramatik bir hikâye bul… İntihar mı; ‘birileri satanist’ diye konuştur, olmadı tarikat bağlantısı olduğunu söyleyen birilerini bul. Deprem mi oldu; yıkıntıları karıştır, oyuncak bir ayı, kırık bir çerçeve bul, yoksa getir koy… O da mı olmadı ‘anne, mama, en büyük Beşiktaş diyen’ bir evcil hayvan bul… Çok mu sıkıştın; Al bir manken kış ayında denize sok, yaz geldi diye yaz… Ramazan ayında üniversiteli güzel kızların eline ver davulu, davulcu kızlar ilgi topluyor yaz… Kim yalan diyecek..! Yalan söylemiyorsun ki..!

Habere tek düze açıdan bakmak doğru değildir elbette. Habercinin görevi doğru bilgiyi almak ve yazmak olduğu kadar, haberdeki ayrıntıları iyi takip etmektir. Dikkatli muhabir, olayın hali içinden önemli haber başlığını çıkarır. Bazen gözden kaçan küçük bir ayrıntı, olayın genel durumundan çok daha önemli olabilir. Ancak taşrada görev yapan gazetecilerin çoğu kez haberdeki ayrıntılara fazla indiğini söylemek gerçekçi olmaz. Öyle ki, haberin vurgulanması gereken yanı es geçilir. Okuyucuya ya da izleyiciye ulaştırılması gereken haberdeki  ‘ilginçlik’ değil, haberin gerçekte ne olduğudur. Bunun sorumluluğu da haberin birincil görevlisinde, yani muhabirin omuzlarındadır.

Evladım, gazeteci misin?’ diye soran sokaktaki vatandaşı dinleyeniniz var mı? Ben sordum, ‘bize niye kızıyorsunuz’ diye; ‘doğru yazmıyorsunuz’ dedi birisi. Sonra gönlümü aldı; ‘Ama sizde kabahat yok. Siz doğru yazıyorsunuz, başka gazeteciler doğru yazmıyor……’

Basın dünyasında ucuz işgücü, niteliksiz personel ile yayın hayatına devam eden medya kuruluşlarının yayın anlayışına güvenmemekte haklı vatandaş… Ancak nedeni ne olursa olsun, ‘tarafsız ve doğru’ habercilik anlayışının egemenliğini sürdürmek gerek.

Bunu içinde eldeki olanaklar çerçevesinde bile yapılabilecek şeyler olduğunun bilinciyle hareket etmeliyiz. Koşulların zorluğundan yakınmak yerine, Türkiye’deki pek çok meslek mensubu gibi, zor koşullarda mesleğin gereğini yerine getirmek için yapılabileceklere bakmalıyız. Yoksa vatandaşın ‘öcü’ yaklaşımının altında ezilir kalırız… KORKMAYIN BEN ÖCÜ DEĞİLİM BUNU HERKES BİLSİN

Bu arada artık her şeyi haber yaparız diye bazı çarpıklık işleri bize duyurmamaya çalışıyorlar… İlçede ama şunu iyi bilsinler ki yerin kulağı benim kulağımdan iyi bunun içinki duyduğumuz her şeyi haber yapma gibi bir yanımız yok Mantarkayapost Haber sitesi her şeyi haber yapmak için değil Gülşehirde her kesime fayda sağlayacak haberleri yapmak için kurulmuş bir haber sitesidir. …. Sitemizde 7 haber editörü, 7 makale yazarı bulunmaktadır. Videolardan , Resimlerden sorumlu bir kişide mevcuttur….. Sadece Can TAŞKIN YOKTUR………..

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kardeşler Tesisat işletmecisi Kalay Sel Gider Kum Kalır
Kardeşler Tesisat işletmecisi Kalay Sel Gider Kum Kalır
Gülşehir Protokolü Mantarkaya'da İftarda Buluştu
Gülşehir Protokolü Mantarkaya'da İftarda Buluştu