ALLAH BELALARINI VERSİN Mİ VERMESİN Mİ?
İSMAİL GÜR

ALLAH BELALARINI VERSİN Mİ VERMESİN Mİ?

Allah belalarını, versin mi vermesin mi?

Batmanda Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesinde bir yatakta üç çocuğun aynı anda yattığı ve tedavi edildiği resimlerle basında yer aldı. Hastanelerimizde temizlik ve ilgi konusunda pek şikâyet olmasa da yer sıkıntısı acilen çözülmesi gereken bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır.


Vatandaş hastanelerde yer sıkıntısı çekerken ve “yatacak yerimiz yoktur.”denilerek, hastane kapılarından; acillerden geri gönderilirken, bazı hastanelerde, yer açarak hizmete sokma yerine gereksiz harcamalar yapılması insanlarımızın dikkatinden kaçmamaktadır.


Bir gün sala veriliyordu… Köyden birinin öldüğünü ve cenazesinin Adana’dan geleceğini öğrendik. Şaşırmıştık… Ölen kişi Adana’da ikamet etmiyordu, cenazesi neden oradan geliyor diye. Anladık ki; Acile gitmiş ve yoğun bakımda yer olmadığı için Adana’ya sevk edilmiş ve orada ölmüş. Aynı köyden birinin de cenazesi yine yer olmadığından Erzurum’dan gelmişti.


Yine bir gün aynı köyden (S.A.) isimli şahsın hanımı hastalandı ve ambulans geldi. Yaşlı hastayı ambulansa bindirdiler ve görevliler yaşlı kocasına da kendi imkânı ile Nevşehir acile gelmesini söylediler. Yaşlı koca her ne kadar imkânı ve başka kimsesinin olmadığını, hasta ile birlikte gitmek istediğini yalvararak söylediyse de dinletemedi. 


Saatler sonra acile vardığında hastasının bir kenarda sedyede yattığını gördü. Orada da kendisine “Yoğun bakımda yerimiz yok. Sen kendi imkânınla başka illerdeki hastaneleri araştır. Hangisinin yoğun bakım ünitesinde boş yatak varsa oraya sevk edelim.”dediler. Yaşlı koca yine kendi imkânı ile değil imkânsızlığıyla baş başa kalmıştı. Çaresizdi… Telefon kullanmayı bilmediği gibi bilse bile kime telefon edeceğini bilmiyordu. 


“İnsanların çaresizliğe ittiklerinin son çare kapısı olan Allah’ım”dedi. Açılıp kapandıkça pul pul yaş damlayan gözlerini iyice kapatıp ellerini de havaya kaldırınca, fısıltı halinde, “Gör halimi sevgili Allah’ım, tek büyük ve tek yardımcım Sensin !” sözleri çıktı titreyen dudakları arasından. 
Kul sıkışıp çaresiz kalmayınca Hızır yetişmezmiş ya, işte tam o anda Hızır gibi yetişildi. Nasıl olduğu bilinmez ama yine saatler ve saatler sonra Kayseri’de bir hastanenin boş yeri olduğu haberi geldi. Sevk yapıldı. Yaşlı hasta tekrar ambulansa bindirildi. Yaşlı koca ise boynunu büktü ve bir kere daha baktı görevlinin gözüne. Düğümlendi boğazında; söyleyemedi bu sefer: “Ben Kayseri’ye yalnız başıma gelemem. Hastam yalnız, onunla birlikte beni de alın ambulansa .”diyemedi. Fakat görevli, ta yüreğinde hissettiği bu gözlerinin içine bakışın, bu boyun büküşün neyi ifade ettiğini anlamıştı ama o da çaresizdi. Çünkü o da mevzuat hazretleri tarafından çaresizliğe itilmişti. Elinde değildi “Hadi bin” demek. Mecburdu “kendi imkânınla peşimizden gel.”demeye. Ve dedi: “ Kendi imkânınla arkamızdan gel!”


Yaşlı adam peşlerinden kendi imkânı ile geldi gelmesine ama ancak tam bir buçuk gün sonra.
Bunu neden yazdım biliyor musunuz?
Geçen gün Nevşehir’de hastanede yapılanları görüp, konuşulanları dinlediğim için.
Tekerlekli sandalye ile götürülen seksen yaşlarında sakallı dolgun ve beyaz suratlı bir ihtiyar koridorda yerlere bakarak “ Buradaki fayanslar hem yeni hem de düzgün görünüyor, bunun üstünü niye kapatıyorlar, anlamadım.”deyince, yanında giden biri “Hacı, hacı sen anladın onu” dedi. Araya giren kadın “Gelen gidenin ayakları iyi kaysın diye yapıyorlar hacı amca!”diye laf atınca başka biri, “Para bol. Başka nereye harcanacak ki? Allah bela…” dedi ama… Allah belalarını versin mi ya da vermesin mi dedi anlaşılamadı.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kardeşler Tesisat işletmecisi Kalay Sel Gider Kum Kalır
Kardeşler Tesisat işletmecisi Kalay Sel Gider Kum Kalır
Gülşehir Protokolü Mantarkaya'da İftarda Buluştu
Gülşehir Protokolü Mantarkaya'da İftarda Buluştu