Gülşehir Bu, Gelene Paşam Gidene Güle Güle
CAN TAŞKIN

Gülşehir Bu, Gelene Paşam Gidene Güle Güle

Gülşehir’de giden çabuk unutulur. Gelene hemen paşam deriz.

 

Neden mi daha yeni bir olaydan bahsedelim. Milli Eğitim Müdür olarak görev yapan ve görevden türlü mazeretler ile alınan Hacı Mehmet Yıldız giderken kimse nereye gidiyorsun neden gidiyorsun demezken !

 

Çoktan Derinkuyu’da görevlendirilen müdürün nasıl biri olduğunu araştırmaya girmişti bile, aynı Alparslan Okul Müdürü Mehmet Yıldırım’ı neden alındı diyen olmadığı gibi Gülşehir ilçesi şakşakçıların ve korkakların bir ilçesi olmuş kimse ses yok bana dokunmayan yılan bin yaşasın ben karışmam zihniyetiyle koşturmaya devam işi en ilginci ise arkasında türlü dedikodu ve laf üretilen yeniden görevlendirilmesi yapılan Hacı Mehmet Yıldız’a ilk ziyaret ve tebriki yapanlarda onlar değil mi ? Yanından ayrılmayacaklar taklada bir numara güvercin misali

 

 

Lafa geldiğimiydi aslan kesilen yetkilileri görünce sus pus oluyor.

 

Gelişmemiş, suskun, haklarını aramayan toplumlarda ’Çabuk unutulur herşey’...

 

Tabi birde meşhur Tokimiz var Gülşehirde toki yılan hikayesine dönerken muhtarlardan medet umar olduk. Tabi esas kişilere kişisel menfaat için taleplerde bulununca toplumu ilgilendiren taleplerden bulunamıyoruz. NEDEN Mİ ?

 

 

Çünkü, aslında böyle toplumlarda ne yaşadığının farkında olmayan yürüyen ölülerin çokluğundan olur her şey...

 

 

Sadece kendilerini kurtarmak için her şeyi yapabilecek düzeyde olan kişilerin çok olduğu toplumlarda her şey olur ve ’Çabuk unutulur Herşey’...

 

Bir kıssa ile de yazımıza son verelim yazımıza…

 

Avcılar bir kurdu fena halde sıkıştırmıştır. Kurt ormanda oraya buraya kaçmakta, ancak peşindeki avcıları bir türlü ekememektedir. Canini kurtarmak  için deli gibi koşarken bir köylüye rastlar. Köylü elinde yabasıyla  tarlasına girmektedir.

 


Kurt adamın önüne çöker ve yalvarmaya başlar: Ey insan ne olur yardim et  bana, peşimdeki avcılardan kaçacak nefesim kalmadı, eğer sen yardim etmezsen  biraz sonra yakalayıp öldürecekler.

 


Köylü bir an düşündükten sonra yanındaki boş çuvalı açar, kurda içine  girmesini söyler. Çuvalın ağzını bağlar, sırtına vurur ve yürümeye devam  eder. Birkaç dakika sonra da avcılara rastlar.


Avcılar köylüye bu civarda bir kurt görüp görmediğini sorarlar, köylü  görmedim der ve avcılar uzaklaşır. Avcıların iyice uzaklaştığından emin  olduktan sonra köylü sırtındaki torbayı indirir, ağzını açar, kurdu dışarı  salar. Çok teşekkür ederim der kurt, Bana büyük bir iyilik yaptın   Önemli değil der köylü ve tarlasına gitmek üzere yürümeye baslar.
 

Bir dakika diye seslenir kurt: Çok uzun zamandır bu avcılardan kaçıyorum, çok bitkin düştüm, açım, kuvvetimi toplamam için bir şeyler yemem lazım ve  burada da senden başka yiyecek bir şey yok. Köylü şaşırır: Olur mu, ben  senin hayatini kurtardım.

 


 Yapılan iyiliklerden, verilen hizmetlerden daha çabuk unutulan bir şey  yoktur der kurt. Ben de kendi çıkarım için senin iyiliğini unutmak ve seni  yemek zorundayım.


 Bir süre tartıştıktan sonra, ormanda karşılarına çıkacak olan ilk üç kişiye  bu konuyu sormaya ve ona göre davranmaya karar verirler. Karşılarına önce  yaşlı bir kısrak çıkar.

 


 Ne vefası? der kısrak, Ben sahibime yıllarca hizmet ettim, arabasını  çektim, taylar doğurdum, gezdirdim. Ve yaşlanıp bir işe yaramadığımda beni  böylece kapıya koydu...

 

Bir sıfır öne geçen kurt sevinirken bir köpeğe rastlarlar.


Ben hizmetin değerini bilen bir efendi görmedim der yıllardır  sadakatle hizmet ederim sahibime koyunlarını korurum, yabancılara  saldırırım, ama o beni her gün tekmeler, sopayla vurur...

 


Kurt köylüye döner, İşte gördün der. 

 

Köylü de son bir çabayla Ama üç  diye konuşmuştuk, birine daha soralım , sonra beni ye diye cevap verir.  Bu kez karşılarına bir tilki çıkar. Başlarından geçenleri, tartışmalarını anlatırlar. Tilki hep nefret ettiği kurda bir oyun oynayacağı için  keyiflenir.

 

Her şeyi anladım da der tilki Bu küçücük torbaya sen nasıl  sığdın?  Kurt bir şeyler söyler, tilki inanmamış gibi yapar: Gözümle  görmeden inanmam...

 

İşin sonuna geldiğini düşünen kurt torbaya girer girmez, tilki köylüye  işaret eder ve köylü torbanın ağzını sıkıca bağlar. Köylü eline bir taş alır  ve Beni yemeye kalktın ha nankör yaratık diyerek torbanın içindeki kurdu  bir süre pataklar. Sonra tilkiye döner Sana minnettarım beni bu kurttan  kurtardın  der.

 

Tilki de Benim için bir zevkti diye cevap verir.  O an köylünün gözü tilkinin parlak kürküne takılır , bu kürkü satarsa  alacağı parayı düşünür ve hiç beklemeden elindeki taşı kafasına vurup  tilkiyi öldürür.

 

Sonra da torbanın içindeki kurdu ayağıyla dürter:Hakliymişsin kurt, yapılan iyilikten daha çabuk unutulan bir şey yokmuş...
 
 GÜNÜNÜZÜN HOŞ OLMASI DİLEĞİ İLE   

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kardeşler Tesisat işletmecisi Kalay Sel Gider Kum Kalır
Kardeşler Tesisat işletmecisi Kalay Sel Gider Kum Kalır
Gülşehir Protokolü Mantarkaya'da İftarda Buluştu
Gülşehir Protokolü Mantarkaya'da İftarda Buluştu