Gülşehir Kazık Yemeye Alıştı Mı ?
CAN TAŞKIN

Gülşehir Kazık Yemeye Alıştı Mı ?

Gülşehir’de HES’in ne işi var ?” sorusunu bağırarak, haykırarak yetkililere, ülkeyi idare edenlere sormak istiyorum!..

 

 

Gülşehir Kızılırmağında HES yapanlar çekip gitti pisliği vatandaşa kaldı.  Gülşehirli vatndaşlar korkak bana dokunmayan bin yaşasın ile gittiği sürece daha çok şey kaybeder. Gazeteciye konuştukları kadar yetkililere , Belediye başkanlarına, milletvekillerine laf söyleyemiyorlar. Paçaları yemiyor tabi gazeteci halkın adamı ona konuşmayı takılmayı laf söylemek kolay senin çocuğunun senin yaşamını çalanlara laf söylemekden neden korkuyorsun.

 

Gülşehir Toki 5 yıldır teslim edilmemiş. Çıkıp tek kemle konuşan yok. Toki’de ev alacaklar Gülşehir Ak Parti İlçe Yönetimine , Gülşehir Belediyesine, Nevşehir milletvekillerine tek laf edemiyorlar. Korkuyorlar açıkca söyleüyorum Korkak bir toplumuz anca güçsüze saygılı olanlara laf söylüyoruz. Daha doğrusu yakınımızdakilere kızıyoruz kime kızacaklarını bildikleri halde oraya konuşlamıyor. Kimi ruhsat alamamaktan korkuyor kimi maliyeciden kimi evimiz teslim olmazsa aman susalım. Uyuma Gülşehir Türkiye’nin en geç yapılan Tokisiyle Gurur duymaya  devam edin.

 

 

Gelelim HES konusuna Kızılırmak kenarını bir gidin gezin neler oluyor. Ekoloji bozuldu çevre sinek ve pislikten geçilmiyor. Buraları koruyamazsak olur mu ?

 

 

Tabii insanlar her geçen gün bilinçlendi, gerçeği gördü. Bu projelerin içinde kötü kokular yayan  tanımlanamayan “ufo” vari şeyler var!

 

Yaşlı bir Gülşehirli halkımız geçenlerden bana söyle diyor. Ben orta yaş bölümüne gelmiş, yaşlılığa doğru hızla giden 60 kuşağından bir vatandaşım. Umudum gençliktedir. Biz, bugün var yarın yok olabilecek tehlikeli yılların içinde yaşıyoruz. Özellikle 50-70 yaş arasındaki birçok inanın ani gitmesi bugünün bir gerçeğedir. Çünkü en ağır yükü bizim kuşak çekiyor. Diyor

 

Gülşehirli gibi tüm ülke vatandaşları büyük bir pres içinde adeta nefes almaya çalışıyor! Yaşam mücadelesi veriyor. Her yönden böyle. Kültürel, ekonomik, siyasi… Nerden bakarsanız bakın bu kadar yük ve stres insan ağlığını bozuyor. Bu da ani gitmek için yeterince büyük bir delildir. Hani derler ya; “Adam turp gibiydi. Ne oldu da birden gitti” diyorlar ya. Beyler tuzun koktuğu bir dönmede turpun delinmesi bir şey değil!

 

Ancak yüreğimize su serpen gelişmeler, örnekler de yaşanmıyor değil.

 

HES NEDİR?

 

HES su gücünden faydalanarak enerji elde etmek için akarsulara kurulan hidroelektrik enerji santralinin kısaltılmışıdır. Hidroelektrik enerji hızla akan suyun enerjisiyle döndürülen elektrik jeneratörlerinden elde edilen elektriktir. Hidroelektrik enerji santralleri içme, kullanma ya da sanayi suyu sağlamak amacıyla ırmakların önü kesilerek oluşturulan baraj göllerinde kurulmaktadır.

 

Hidroelektrik santralin ana bölümleri cebri borular, hidrolik türbinler, jeneratörler, transformatörler ile su akışını ve elektrik enerjisi dağıtımını denetleyen yardımcı donanımlardır. Cebri borular suyu aşağıya doğru türbinlere ileten büyük borular ya da tünellerdir. Türbinler, akan suyun hidrolik enerjisini mekanik enerjiye dönüştüren makinelerdir. Transformatörler üreteçlerden elde edilen alternatif gerilimi uzak mesafelere iletmek üzere çok yüksek gerilim değerlerine yükseltmekte kullanılır.

 

HES’in Zararları:

 

1. Hidroelektrik santralin çalışması için suyunun kullanılacağı derelerdeki doğal hayatın devamı üzerinde zararlar söz konusu olabilir. Bu zararlar derelere yeterli ‘can suyu’ bırakılması ve etkin-yerinde denetim ile giderilebilir.

 

2. Santral inşası çalışmalarının çevresel tahribata yol açması ve çevreye gerekli özenin gösterilmemesinin yol açacağı tahribat sorunları gündeme gelebilir. Özellikle derenin bir yerden başka bir yere akıtılması için kanalların yapılması esnasında ormanların tahrip edilmesi riski bulunmaktadır.

 

3. Sulama amacıyla kullanılan dere sularından bu amaçla faydalanma imkânının sınırlandırılmasının veya tamamen ortadan kalkmasının, yöredeki tarımsal üretime olumsuz etkileri olacaktır.

 

4. Yöre insanının HES’lerin faydaları ve zararları ile ilgili eksik ve yanlış bilgilendirilmesi neticesine oluşacak tepkilerin yol açacağı olumsuz durumlar da dikkate alınmalıdır.

 

5. Devletin alım garantisi nedeniyle oldukça cazip olan hidroelektrik santral işletmeciliğinin çok sayıda faaliyete geçmesinin, çevresel etki açısından yöreye olumsuz etkileri olacaktır.

 

6.Hastalıklarda artışlar yaşanabilme olasılığı yüksek.

 

7.Barajlarda meydana gelecek buharlaşmadan dolayı topraktaki tuzluluk oranı artacak verimli tarım arazilerimizi yavaş yavaş yok edeceğiz.

 

8.Sismik hareketlerde ve erozyon, sel gibi doğa olaylarında olası bir artış söz konusu.

 

Maddelerde de görülebileceği gibi faydaları olası zararlar teziyle, hatta tezden de öte gerçekler bunlar, çürütülmüş. Bu yüzden faydaları üzerinde fazla durmak istemiyorum, zaten zararlar faydalarının sözde olduğunu belirtmeye yetmiş.

 

Çevresel atık ve kirliliğin söz konusu olmadığı, boşa akan suların değerlendirilebileceği, ekonomik anlamda dışa bağımlılığın azalacağı belirtilmiş. Ancak zararları okuduğumuzda bunları kabul etmenin mümkün olmadığını anlamamak için kör olmak gerek.

 

Suyun kullanıldığı alanlarda doğal hayat olumsuz etkilenebilirmiş, yeterli can suyu bırakılamayabilirmiş, çevresel tahribat olabilirmiş, yöre halkı fazla bilinçlendirilmiyor neden acaba(?) devletin 25 yıl alım garantisi devlet için bir yük değil midir,

 

200 yıl ömrü olduğu söylenen bu santrallerin yaklaşık 30 yıllık bir ömrü olduğunu ve bu santralleri yaptırmak için yabancı ülke firmalarının ülkemiz firmalarını taşeron olarak kullandığı da ayan beyan ortadayken ve HES projesi onaylanan bir bölgenin suyunu kullanımının, bildiğim kadarıyla 49 yıl boyunca,

 

Tüm haklarıyla firmaya ait olduğunun neresini kabul edebiliriz..!!!..soruyorum sizlere..??? Ülkemizde şu anda 300’ün üzerinde hidroelektrik enerji santrali projesi var. Hidroelektrik santrallerin sisteminden geçen suların kalite ve miktarında değişiklik olmayacağından bahsediliyor.

 

Peki neden projelerin YÜKSEK bir kesimi içme suyu olarak ve tarımda kullanılan akarsular üzerinde yapılıyor? Barajlarda buharlaşma görülmesinden dolayı toprakta tuzluluk oranının artacağı, verimli topraklarımızın tahrip edileceği konusunda da mı sessiz kalacağız!

 

Ecdadımız bu verimli toprakları elde edebilmek için savaşıp kanını dökmedi mi? Atalarımızın kanıyla sulanan bu toprakları şimdi elimizle bir hiçe mi dönüştüreceğiz!

Uyanıp ayağa kalkmanın, yanlışlar karşısında durmanın, değerlerimizi korumanın zamanı geldi de geçiyor bile…

 

 

UYAN TÜRKİYE UYAN… Uyan Gülşehirli ilçene sahip çık kazık atmak isteyenle dolu etraf. Kazık yeme... Sen sahip çıkmazsan kimse sahip çıkmaz. HAYIRLI RAMAZANLAR HERKESİN BAYRAMINI KUTLUYORUM.... ESEN KALIN.

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kardeşler Tesisat işletmecisi Kalay Sel Gider Kum Kalır
Kardeşler Tesisat işletmecisi Kalay Sel Gider Kum Kalır
Gülşehir Protokolü Mantarkaya'da İftarda Buluştu
Gülşehir Protokolü Mantarkaya'da İftarda Buluştu